Bildiri Özetleri

Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü

Destek Veren Kuruluşlar

Chetin CUMAGULOV

Kaşgarlı Mahmud’un ‘Divanı Lügat it-Türk’ Eserindeki Bazı Antroponimlerin Kırgızistan’ın Epigrafik Abidelerinde Yansıması

(Çeviren: Zamira Keçiyeva)

On birinci yüzyılın ünlü bilim adamı, Orta Asyalı filolog, ansiklopedist ve ilk Türkolog olan Kaşgarlı Mahmud’un “Divanı Lügat it-Türk” adlı eserinde o devre ait bazı Türk lehçelerinin ses bilgisi, dil bilgisi ve kelime hazinesi dikkatle incelenmiştir. Ayrıca Divan, Karahanlı Türkleri, Türkmenler, Oğuzlar, Yağma, Çiğil ve Kırgızlar hakkında değerli dil bilimsel, etnografik, folklorik, coğrafi, tarihî bilgileri içeren ve günümüze kadar ulaşan eserlerden biri olarak sayılmaktadır. Dolayısıyla söz konusu eserin kaleme alınmasının bininci yıl dönümü münasebetiyle düzenlenmekte olan bu II. Uluslararası Türkiyat Sempozyumu, sözlük, dil bilimi, folklor, etnografya, coğrafya ve tarih bilimleri uzmanları tarafından Kaşgarlı Mahmud’un olağanüstü emeğini bir kere daha iyi bir münasebetle anma olarak değerlendirilmektedir.

“Divan”da birçok milletin, boyun, şehirlerin, köy ve geçitlerin isimleri ile birlikte bazı şahıslar ile ilgili bilgiler geçmektedir. Örneğin, Kulbak, Yenşi (Cenşi) gibi insan isimlerinin sözlükte bulunması çok ilginçtir. Kaşgarlı Mahmud eserinde ‘Kulbak, Türklerin dindar insanının adıdır. Bu insan Balasagun Dağları’nda yaşamıştır. Büyük siyah taşa “Tanrı kulu Kulbak’ diye yazınca beyaz yazı yazılır, eğer beyaz taşa yazarsa siyah yazı yazılır.” diye belirtilmiş ve “Bunun izleri günümüze kadar ulaşmıştır.” diye bir ek bulunmaktadır. Bir diğer deyiş ile orada bahsedilen Balasagun Dağı, bugünkü Çüy’den Talas Vadisi’ne kadar uzanmakta olan Kırgız Ala Dağı’dır.

Ondokuzuncu yüzyıl sonlarında Talas şehrinin doğusunda bulunan Kulansay ve Tereksay adlı dağ geçidindeki kaya üzerinde kabartılarak yazılan yazıları ilk tahlile alan V. A. Kallaur, M. E. Masson, P. P. Ivanov, V. V. Radlov vb. bilim adamları onun Uygur yazısı olduğunu söylerken M. E. Masson ile P. P. Ivanov’a ait kopyalardan faydalanan S. E. Malov ise bunun Moğol yazısı olduğunu belirlemiştir. Yazıların fotoğrafları 1930’lu yılların sonu ile 1940-1950’li yıllarda birkaç araştırmacı tarafından, büyük ihtimal ile A. N. Bernştam da dahil olmak üzere, araştırılmışsa da yayıma sunulmamıştır. Ancak, Ç. Cumagulov ve S. Sıdıkov tarafından 1960’lı yıllardaki Tereksay sonra Kulansay’da bulunan yazıların bazı kısımları basından çıkmıştır.

Ç. Cumagulov’a ait ‘Epigrafika Kirgizii’ (Frunze, 1963) adlı eserin birinci kitabında Tereksay’da bulunan dört satır dikey yazının fotoğrafı yer almıştır. E. R. Tenişev, okuması ve çevirmesi sonucunda bu yazının Uygur yazısı olduğunu ilan etmiştir (Drevneuygurskiye nadpisi iz Kirgizii - Narodı Azii i Afriki, 1964, Nu. 1, s.148). Fakat 1973 yılında bu yazıları araştırmak için SSCB İlimler Akademisi, Şarkiyat Enstitüsü, Leningrad Bölümünün uzmanları ile Kırgızistan’ın ilim adamlarından (V. A. Livşits (ekip başkanı), L. Y. Tuguşeva, İ. N. Medvedskaya, A. M. Kondratov, Ç. Cumagulov, Y. A. Şer vd.) oluşan epigrafik ekip söz konusu yazıları incelemiş ve fotoğraflarını çekmiştir.

Kulansay’daki on sekiz satırlık büyükçe yazının sonunda “Bunu yazıcı Kultak yazdı.” şeklinde geçen bilgi, bir taraftan Kaşgarlı Mahmud’un kaleme aldığı Kulbak ile özdeş olması sözlükteki bilginin “Bu Tanrı’nın kulu olan Kulbak” hakkında olduğu, diğer taraftan bizim hemşehrimizin de bu yazıları kendi gözleriyle görmesinin muhtemel olduğunu tahmin etmemize imkân vermektedir.

Bu yazının 1026-1027 yıllarına ait olarak belirlenmesi Kutadgu Bilig’den ve Kaşgarlı Mahmud’un ‘Divan’ından 43-45 yıl önce yazıldığını söylememize temel oluşturmaktadır. Uygur yazısı, Soğd italik yazısının devamı olması dolayısıyla Kulansay ve Tereksay yazıları ile benzer olması bunların Eski Uygur yazısı olarak sayılmasına neden olmuştur. Şimdi Yenşi’nin (Cenşi) sözlükte Hotan beyinin ismi olduğu bilinmektedir. Kırgızistan’ın epigrafik abidelerinden Isıkgöl’ün kuzey sahilinde bulunan Saru köyüne yakın yerde bulunmuş olan Hristiyan-nestoriyan mezar taşındaki yazıda Çengşi Han diye geçmektedir. Elbette, bu yazı XIV. yüzyıl yani 1336 yılına ait olayı bildirir. Dış benzerlikler dışında sözlükteki Çenşi ile son Çenşi Han’ın zaman açısından da bir ilişkisi yoktur. Ama bu ismin birçok dönemde Türk halkları arasında çok yaygın bir isim olduğu muhtemeldir.

***

 

 

Hazırlayan

Mikail CENGİZ

Uluslararası II. Türkiyat Araştırmaları Sempozyumu

“Kâşgarlı Mahmud ve Dönemi”

 

Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü

28-30 Mayıs 2008

Hacettepe Üniversitesi  M Salonu Sıhhiye Yerleşkesi

ve

Hilton Oteli Ankara